ispanyol asıllı bir trompetçi vardı her gece gittiği jazz kulübünde. aşıktı ona. sololarını dinlerken gözleri zevkle açılır, müzisyen ve trompetiyle muazzam bir aşk yaşadığının hayalini kurardı. ve heteroseksüel olan ispanyol”u bir gün kandırdı. birlikte yaşamaya başladılar… uyurken onu seyretmek cenneti seyretmekle aynıydı kürk giyen adam için. sonra bir gün, uyuyan trompetçinin üzerine benzin döküp yaktı. kimse öğrenemedi neden yaptığını. binlerce tahmin yürütüldü. polislerin arasında ellerinde kelepçelerle yürürken, omuzlarına attığı kürkü vardı üstünde. kimse bilemedi çılgınlığının nedenini. ama ben bildim. uykusuzluktan rüyalarını ayakta görüyordu. ve sevgilisini rüyasında yakmıştı. çıkan dumanlar sadece diğerlerine gerçek gelmişti. hepsi bu…

Hiç yorum yok: