ilkin annemin elini sıkıyor. sonra benimkini. elleri ter içinde. “böyle elleri terleyen bir adamla nasıl evleneceğim,” diye geçiyor aklımdan. garip bir utanma, garip bir isteksizlik var içimde. her an kaçıverecek gibiyim. kadınsı yüzlü, kılsız, “sevimli çocuk” denebilecek erkekleri severim. bu adam hiç de kadınsı yüzlü değil. genç. ama yüzünde derin çizgiler var. sanki çocukken bile yüzü buruşukmuş. genç. ama her şeyi yaşamış da, artık hiçbir şeye aldırmıyor gibi bir tutum içinde. gelişigüzel alıyor yaşamı. sıkılıyor. sıkılan erkekleri hiç sevmem.

Hiç yorum yok: