bu erkin ile koray’ı çok gözlemlemiştim, sokakta yürürlerken, bakkalda kola içerlerken falan. sürekli bir şeyler konuşur ve neredeyse her sözcüğün ardından bir kahkaha patlatırlardı; çoğunlukla da kendi ağızlarından çıkanların. birbirlerini ya da herhangi bir başka şeyi gerçekten anlamaya çalıştıklarını zannetmiyorum. sadece salak salak gülüyorlardı. kendilerini hep dışarıda bıraktıklarıyla tanımlayan insanlar böyledir. bir tür uyuşturucu, alttan alta hep var olan sessizliği işitmelerini önleyen bir tür gürültüdür kahkaha onlar için. gülmek, hayatla yüzleşmekten korur onları.
kim var kim yok:
alper canıgüz
arnon grunberg
ataol behramoğlu
behçet necatigil
bilge karasu
birhan keskin
boris vian
buket uzuner
can yücel
cemal süreya
cesare pavese
david sterritt
didem madak
douglas adams
dr.suess
ece ayhan
edith wharton
emrah serbes
erasmus
ferit edgü
georg christoph lichtenberg
george orwell
georges perec
hakan günday
ilhan berk
ingeborg bachmann
ismail cem
ismet özel
j. d. salinger
jacques séguéla
joanne greenberg
joe e. lewis
john lennon
jonathan swift
küçük iskender
lale müldür
luke davies
marc levy
mark twain
mina urgan
murathan mungan
nilgün marmara
nuri bilge ceylan
orhan pamuk
oğuz atay
quentin crisp
ray bradbury
sabahattin ali
samuel butler
sina akyol
sunay akın
susan sontag
sylvia plath
tezer özlü
thomas edward lawrence
tomris uyar
unknown artist
vedat türkali
yusuf atılgan
yılmaz odabaşı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder